PRP Tedavisi

Duçe Fizik Tedavi Ankara‘da konusunda uzman kadrosu ile hizmet vermektedir.

Kanımız kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri, trombositler ve plazmadan oluşur. Plazma, askıya ve vücut boyunca kan hücreleri ve besin taşıyan kan sıvı parçasıdır. Trombositler, kanama meydana geldiğinde, herhangi bir yaralanma bölgesine acele eden, pıhtı takmak ve oluşturmak ve hasarı onarmak için küçük hücrelerdir. Trombositler, kan akışını ve sitokinleri arttırarak doku iyileşmesini teşvik eden büyüme faktörlerinin bir rezervuarı olarak da bilinir. Saç folikülü işlevini uyarmaktan ve arttırmaktan sorumlu oldukları bilinmektedir.

Devamını Oku

Sürekli Yorgunluk Hissediyor ve Uyku Hali Yaşıyorsanız Dikkat…!

Fibromiyalji Sendromu, kas iskelet sisteminde yaygın ağrı hassasiyete yol açan bir yumuşak doku romatizmasıdır. Uzun süreli ağrı ve özürlülüğe yol açan sendromlar arasında ön sıralarda yer alan Fibromiyalji Sendromu yumuşak doku romatizması ya da kas romatizması olarak da adlandırılır. İstatistiklere göre hastaların %80 – 90‘ını 40-60 yaş arası kadınlar oluşturmaktadır.

Devamını Oku

Boyun Koruma Rehberi

Modern çağın getirdiği teknolojik yenilikler, uzun süreli hareketsiz çalışma nedeniyle büyük kas gruplarının zayıflaması ve uygun olmayan pozisyonlarda uzun süreli çalışma nedeniyle duruş biçiminin bozulması sonucu boyun ve bel ağrıları günümüzde en sık karşılaşılan ağrı nedenleri arasında yer almaktadır. Boyun ağrıları bel ağrısına göre da az görülmekle birlikte toplumun üçte birinde görülmektedir.

Devamını Oku

Dizlerinizi Koruyun

Dizlerinizde saptanmış osteoartrit (kireçlenme) , artrit (romatizmal hastalık), menisküs veya bağ yaralanması varsa öncelikle dizlerinizi zorlayacak aktiviteleri yapmamanız önerilmemektedir.

  1. Kilo almayınız ve fazla kilolarınızı hızlı bir şekilde vermeye çalışınız.
  2. Ağır eşya taşımayınız.
  3. Merdiven inip çıkmayınız.
  4. Yokuşta, rampada yürümeyiniz.
  5. Dizlerinizi bükerek oturmayınız.
  6. Diz çökme, çömelme, bağdaş kurma gibi aktiviteler yapmayınız.
  7. Diz ekleminin yükünü azaltınız. Oturma düzeyi ve kollukları yüksek olan bir sandalye, ayağa kalkarken bacaklara binen ağırlığın azalmasını sağlar. Sandalye veya koltuktan kalkarken önce topuklarınızı sandalyeye yaklaştırıp oturma yüzeyinin ucuna doğru kaydıktan sonra, kollarınızı kolluklardan destek alınız. Otururken de kollarınızın desteğinden yararlanınız.
  8. Yere diz çökerken veya yerden kalkarken de bir elinizle sağlam dizinizden diğer elinizle ise tabure gibi bir eşyadan yardım elmanız hasta dizinize yük binmesini önleyecektir.
  9. Dizlerinizin uzun süre 90 ̊ den fazla bükülmesine yol açacak uzun yolculuklar yapmayınız.
  10. Koltuk mesafesi dar olan sinema ve tiyatro salonlarını tercih etmeyiniz.
  11. Uzun süre aynı pozisyonda ayakta kalmaya yol açacak aktiviteler ( ayakta ütü yapmak, mutfakta tezgah başında çalışmak vs ) yapmayınız.
  12. Uzun süreli ve hızlı yürüyüşler yapmayınız.
  13. Yumuşak tabanlı ayakkabıları tercih ediniz. Yumuşak tabanlar amortisör gibi etki göstererek her yere basışta diz eklemi üzerine uygulanan ani ve şiddetli güçten eklem kıkırdağının korunmasını sağlar.
  14. Yüksek topuklu ayakkabılar giymeyiniz.
  15. Step gibi sporlar dizlerinizdeki mevcut problemin hızla ilerlemesine yol açabileceği için spor yapmaya başlamadan önce doktorunuza danışınız.
  16. Vücudun üst kısmındaki ağırlığın dizler üzerine binmesine yol açmayan yüzme, bisiklet gibi sporları tercih ediniz.

Belinizi Koruyun

Modern çağın getirdiği teknolojik yenilikler, uzun süreli hareketsiz çalışma nedeniyle büyük kas gruplarının zayıflaması, uygun olmayan pozisyonlarda uzun süreli çalışma nedeniyle duruş biçiminin bozulması sonucu bel ve boyun ağrıları günümüzde en sık karşılaşılan ağrı nedenleri arasında yer almaktadır. Kas iskelet sistemi ağrıları içinde en sık rastlanan ağrı nedeni bel ağrısıdır. Sanayileşmiş ülkelerde yaşayanların %80’i yaşamlarının bir döneminde bel ağrısıyla karşılaşırlar. İşgücü kayıplarının %1’inin nedeni de bel ağrısıdır. İlaçlar, fizik tedavi yöntemleri ve bel korseleri bu ağrıların tedavisine yardımcı olmakla birlikte tedavide temel prensip omurganın korunması amacıyla günlük yaşam aktivitelerinin modifikasyonu ile belin doğru kullanılmasının öğrenilmesi ve ev egzersiz programlarının uygulanmasıdır.

  1. Ayakta Durma ve Ayakta Çalışma : Başınız dik, beliniz ve sırtınız düz durun. Yüz yıkarken, diş fırçalarken, tezgah başında çalışırken, ütü yaparken, bir ayağınız 15-20 cm yükseklikte bir basamağın üzerine koyun. Bu duruş biçimi belinizdeki çukurluğun artmasını önleyecektir.
  2. Oturma: Sırt geriye yaslanmış,dizler kalça seviyesinden yukarıda olacak  şekilde oturun .Gerekirse ayaklar altına 15-20 cm’lik bir yükseltici koyun  ve bel bölgenizi ince bir yastıkla destekleyin.
  3. Uyuma: Özellikle önerilen bir yatış biçimi yoktur. Genellikle en rahat edilen pozisyonda yatılması önerilmektedir. Yan pozisyonda yatarken dizlerinizi büküp karnınıza doğru çekin. Sırtüstü yatarken dizlerinizin altına bir yastık koyun. Yüzükoyun yatış pozisyonu fazla önerilmemekle birlikte böyle bir alışkanlığınız varsa karın bölgesinin altına yastık koyarak yatabilirsiniz.
  4. Eğilme ve Eşya Kaldırma : Eğilirken dizlerinizi kırıp çömelin, dizlerinizi bükmeden eğilmeyin. Eşyayı bacak kaslarınızı kullanarak ve vücudunuza yakın tutarak kaldırın, gövdenizin aşağı bölümünde ve göğüs hizasından daha yukarıda tutmayın.
  5. Eşya Taşıma : İdeal eşya taşıma biçimi iki eşit parçaya bölünerek iki kolda taşınmasıdır. Ancak tek parça halinde taşınması gerekiyorsa gövdenize yakın ve yukarıda tutarak taşıyın. Sırtta taşınması gereken eşyaların ise dizler bükülerek taşınması önerilir.
  6. Araba Kullanmak : Direksiyona yakın, bel ve sırt koltuk tarafına desteklenmiş ve dizlerinizi bükerek oturun.
  7. Araba Bagajına Eşya Yüklemek ve Boşaltmak : Bir dizinizi büküp tampondan destek alın.
  8. Masa Başında Çalışmak : Belinizi destekleyerek masaya yakın ve dik oturun. En fazla 45 – 50 dakika oturduktan sonra mutlaka kalkıp 5 – 10 dakika dolaşın. Ergonomik oturuş şeklinde dirsek, diz ve kalça açısının 90 derece olması önerilmektedir.
  9. Yatış ve Yatak Seçimi : Vücudun her yerinin eşit oranda temas etmesini sağlaması açısından sert bir yatak zemini ve bunun üzerine serilecek yumuşak bir şilte kullanılması önerilir. Ancak tam ortopedik çok sert yataklar yerine yarı ortopedik veya vizkoelastik yatakları tercih ediniz. Boynu desteklemek için çok kalın yastıklar yerine ince yastık veya ortopedik boyun yastıklarını kullanmanız uygundur.

 

Bel Ağrısından Korunma Yolları

Bel ağrısı günlük yaşamımızı olumsuz etkilemekte ve yaşam standartlarımızı düşürmektedir. Şiddeti kişiden kişiye değişen bel ağrıları hareketlerimizi olumsuz yönde etkiler, yürümeyi ve hatta oturmayı bile zorlaştırır.

Bel ağrısı deyince aklımıza ilk gelen bel fıtığıdır. Ancak bel ağrısının çok çeşitli sebepleri olabilir. Fizik tedavi uzman doktoru tarafından yapılacak detaylı muayene ile mr veya röntgen gibi tetkikler ile ağrının nedeninin belirlemek ve tedavi planlaması için yeterli olmaktadır.

Bel ağrısının çok farklı nedenleri olabilir : ağır bir fiziksel aktivite veya soğukalgınlığı veya mevsim değişikliklerinin yanı sıra duruş bozuklukları, fazla kilo, hareketsizlik bu nedenlerden bazılarıdır. Ancak genetik yatkınlığı olanlar ile sigara tüketenlerde, beli zorlayan spor yapanlarda, kanser hastalarında, menopoz döneminde olanlarda, romatizma ve enfeksiyon hastalarında  bel ağrısına yatkınlık daha fazladır.

Bel Ağrısından Korunmak İçin Neler Yapabiliriz?

  1. Doğru duruş çok önemlidir. Bunu benimsemek ve destekleme için yoga ve pilates gibi sporlar faydalıdır.
  2. Fazla kilolar bele baskı yaptığından ağrıya neden olmaktadır. Bu nedenle kilo alımına dikkat etmek, varsa fazla kilolardan bir an önce kurtulmanız önemlidir.
  3. Ağır yükleri kaldırmaktan kesinlikle kaçınmalıyız.
  4. Yere eğilirken belden değil dizleri kırarak ve çömelerek oturmalıyız.
  5. Ani hareketlerden sakınmalıyız.
  6. Özellikle sırtürtü yatarken yüksek yastık kullanmamalıyız.
  7. Düzenli olarak yapılan yavaş tempolu ve 20 dakikalık yürüyüşler bel sağlığı için çok faydalıdır.
  8. Ayakkabı seçiminde çok yüksek topuklu veya düz tabanlı yerine orta boy topuklu ayakkabı tercih edilmelidir.
  9. Belimizi soğuktan ve ani ısı değişikliklerinden korumalıyız.
  10. Stres, üzüntülü durumlarda ani hareketlerden kaçınmalıyız.

 

Parkinson “SON” Değildir …

Parkinson hastalığı kronik nörolojik bir hastalıktır. Parkinson hastalığı, beyinde bulunan ‘dopamin’ adındaki maddenin eksikliği ile ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe beyinde dopamin salgılayan hücrelerin azalması veya hasara uğraması sonucu gelişen hastalık hareket bozukluklarına ve istem dışı hareketlere yol açar.

Parkinson Tanısı Nasıl Konur?

Parkinson hastalığının tanısı klinik bulgularla konulmaktadır. Özellikle yaşı ileri hastalarda vücudun bir tarafında daha ön planda olmak üzere ellere “para sayar” tarzda titreme, hareketlerde yavaşlama, kolların vücut salınımına iştirak etmemesi ve vücuda yapışık olarak yürünmesi, bakışlarda donuklaşma ve yüz mimiklerinde azalma ile birlikte “maske yüz” diye ifade edilebilen yüz hali, küçük adımlarla ve öne eğilerek yürüme bu hastalığın başlangıç safhasında olunabileceğini düşündürmeli ve hastalar bir nöroloji  uzmanına başvurmalıdır.

Parkinson Hastalığı Kimlerde Görülür?

Hastalığın belirtileri 40-70 yaşları arasında, sıklıkla da 60’lı yaşlarda başlar.Tüm Parkinson hastalarının sadece %5’inde hastalık başlangıç yaşı 20 ile 40 yaşları arasındadır. Genç yaş grubundaki bu hastalarda genetik nedenler söz konusu olabilir. Parkinson hastalığı erkeklerde kadınlara oranla biraz daha sık görülür.

Türkiye’de 100 bin civarında parkinson hastası olduğu tahmin edilmektedir. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya teşhis konulmaktadır. Tüm dünyada ise 10 milyon hasta olduğu tahmin edilmektedir.

Parkinson Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

  • Titreme
  • Hareketlerde yavaşlama ve zorlanma
  • Kaslarda sertleşme
  • Yavaş yürümek, yürürken ayakları yere sürmek
  • Vücudun öne doğru eğimine şekilde durması
  • Depresyon, sıkıntılı ruh hali
  • Kas ağrıları
  • Konuşma bozukluğu, kısık sesle ve donuk konuşmak
  • Yürürken kolların sallanmaması
  • Terleme, hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü)
  • Yutma zorluğu
  • Yazdıkların okunaksız olması, küçük yazılmaya başlanması

Parkinson Hastalarında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun Amacı

  • Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazandırmak
  • Yaşam kalitesini ve fonksiyonelliği arttırmak
  • Genel koordinasyonu iyileştirmek

Parkinson Hastalarında Önerilen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yöntemleri ve Sonuçları

  • Manuel Terapi ve Mobilizasyon teknikleri ile eklem ve kas sertlikleri azaltılır.
  • Yürüyüş eğitimi ile yürüyüş bozuklukları düzeltilir.
  • Denge ve koordinasyon geliştirilerek hastanın sık düşmesi engellenir, titremeleri azaltılabilir, emniyetli olarak yere düşme ve yerden kalkma öğretilir.
  • Dirençli egzersizlerle kas kuvveti arttırılır, düzgün duruş posturü kazandırılır, ağrılar azaltılır veya giderilir.
  • Solunum egzersizleri  ile solunum derinliği arttırılır, yorgunluk ile mücadele edilir.

Parkinson hastalarında erken başlayan egzersiz programı ile vücudun kas yapısını korumak, eklemlerdeki hareket yeteneğini kaybetmemek ve fiziksel problemlerin başlamasını geciktirmek mümkündür.

UNUTMAYIN..! Kaslarınızdaki gevşeme ve rahatlama fikirlerinizi de olumlu yönde değişmesine ve kendinizi iyi hissetmenize yardım edecektir.

 

Topuk Dikeni – Nedeni ve Tedavi Yöntemleri

Topuk dikeninin oluşma sebebi ayak tabanındaki aşırı zorlanmadır. Ayak tabanındaki tendon dokusunun topuğa yapışma yerinde gerilme, zorlanma nedeniyle zaman içerisinde minik yırtık ve zedelenmeler oluşur. Daha sonra oluşan doku iltihabı ve sertleşmesi, yerini kemikimsi bir yapıya bırakır. Bu da röntgen filminde topuğa batmış bir diken gibi görünür. Ağrı, dokuda meydana gelen zedelenmeden kaynaklanmaktadır.  Aslında, oluşan kireçlenme vücudun zedelenmeye karşı verdiği reaksiyondur. Topuk kemiğinin altında topuk dikeninin oluşması bir anda gerçekleşmez. Aksine aylar süren bir zamana yayılır. Genel olarak topuk dikeni, ayak kas ve bağlarının zorlanması ve topuk kemiğini saran zarın aşınması sonucu ortaya çıkar.Topuk dikenine özellikle, koşma ve sıçrama aktivitelerine büyük zaman ayıran sporcularda sık rastlanır. Topuk dikeni nedenlerini, bu duruma yönelik risk faktörlerini ve risk altında olanları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Orta yaşlı olmak
  • Ayak kemerinin çökmesi
  • Aşil tendon gerginliği
  • Uzun yürüyüşler yapmak
  • Topuk kemiğine, bağlara ve topuk yakınındaki sinirlere fazla baskı yapan yürüme bozuklukları
  • Özellikle sert zeminde koşma ve sıçrama hareketleri
  • Ayağa uymayan, küçük gelen ve ayak kemerini gerektiği gibi desteklemeyen ayakkabılar
  • Fazla kilolu ve obez olmak
  • Yaşlanmayla birlikte esnekliğini kaybeden ayak tabanı zarı ve topuktaki koruyucu yağ yastıkçığının incelenmesi
  • Diyabet
  • Günün büyük bir kısmını tek ayak üzerinde geçirmek
  • Ayak kemerinin çok yüksek ya da düz olması
  • Henüz kaslar hazır olmadığı halde, aniden yoğun bir fiziksel aktiviteye girişmek (özellikle sadece hafta sonu spor yapanlar)

Topuk dikeni koşarken veya yürürken ağrı yapabilir. İltihap, kemiksi çıkıntı oluşacak kadar ilerlemişse topuktaki ağrının nedeni genellikle bu çıkıntı değil ama bu çıkıntının zarar verdiği yumuşak doku zedelenmesidir.Pek çok kişi topuk dikeni ağrısı tarif ederken, özellikle de sabah uyandıklarında ayağa kalkar kalkmaz topuklarına iğne batmış ya da bıçak saplanmış gibi bir acı hissettiklerini söyler. Günün ilerleyen saatlerinde kişilerin hissettiği bu acı künt bir ağrıya dönüşür. Ağrı sert zeminde yürürken merdiven çıkarken ya da ağır bir yük kaldırıldığında kötüleşir. Uzun saatler oturduktan sonra ayağa kalkıldığında keskin acı geri döner. Topuk dikeni ağrısı, kişinin yürümesini ve günlük işlerini sürdürmesini zorlaştıracak kadar kötüleşir.

Topuk Dikeni İçin Tavsiyeler

  1. Topuk dikeni için önerilen egzersizlerin hangileri olduğunu en iyi bir fizyoterapistten veya doktorunuzdan alabilirsiniz.
  2. Sabah henüz yatakta uzanırken yapacağınız esneme hareketleri ayağı ve baldırları gevşeterek güne daha kolay başlamanızı sağlayabilirsiniz.
  3. Topuk dikeni egzersizlerinin gün içerisinde birkaç defa tekrarlanması gerekebilir.
  4. Spor yapıyorsanız, ana hareketlere geçmeden önce ısınma ve spor sonrasında soğuma hareketleri yapmayı ihmal etmeyin.
  5. Eğer koşu egzersizi yapıyorsanız haftada birkaç kez kısa mesafe koşmak, haftada tek sefer uzun bir koşuya çıkmaktan daha iyidir.
  6. Eğer aniden başlayan bir ağrı varsa ağrı geçene kadar ayağınızı dinlendirin. Dinlenme sırasında ayağınıza buz kompresi yapabilirsiniz. Fazla sıkı sarmamak şartıyla elastik bir sargı beziyle ayağınızı destekleyebilirsiniz. Altına bir sandalye ya da yastık koyarak ayağınızı biraz yüksekte tutmanız da işe yarayacaktır.
  7. Ayakkabı alırken ayağınıza uygun, ayak sağlığını gözeten, kaliteli ürünler almaya özen gösterin.
  8. Topuğu desteklemek için ayakkabınızın içine topuk dikeni yastığı denilen koruyuculardan yerleştirebilirsiniz.
  9. Ayakkabı içine ayak kemeri destekliyicisi koyabilirsiniz.
  10. Tabanı sert olan ya da topuklu ayakkabı giymekten kaçının.
  11. Eğer fazla kilolarınız varsa kilo vermek ayak sorunlarını çözmenizi ve sorunların tekrarlanmamasını sağlayabilir.
  12. Doktorunuzun verdiği iltihap giderici ilaçlar da iyileşmeyi hızlandırabilir.
  13. Topuk dikeni tedavisi için fizik tedavi programının yanında son yıllarda ESWT (şok dalgası tedavisi) veya PRP gibi zedelenen dokuları yenileyip iyileştirmeyi hedefleyen tedavi yöntemleri öne çıkmaktadır. Merkezimizde fizik tedavi uzman doktorumuzun belirleyeceği program çerçevesinde tüm tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
1 2

Search

+